| gezi/önemli olan varmak değil, yolda olmaktır...! |
Önemli olan varmak değil yolda olmaktır...
| Merhaba
arkadaşlar, Geçen haftasonu yaptığım küçük geziyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gerek yürüyerek gerek bisikletimle defalarca yollarını aşındırıp, yıldızlarının
altında gecelediğim, derelerinde yıkandığım Delmece yaylasına bu kez benim
Domi ile gittim. Birkaç haftadır böyle bir gezi planlıyordum ancak bir türlü
gerekli kararlılığı gösteremiyordum. enduroclub'tan destek alamayınca Cuma
akşamı iyice kararsız kalmıştım. Cumartesi sabahı saat 10:00 civarında kararımı
verdim. Hemen gezgin dostlarım Naime-Özdal Güngör çiftini ardım. 12:30'da
Çınarcık'ta buluştuk. Delmece'ye
Çınarcık Teşvikiye köyünden gidiliyor. Köyden itibaren yaylaya kadar toprak
olan yol toplam 17 km. Bu yollar tam enduro motorlara göre. İlk kez motorumu
böyle bir yolda kullanıyorum, aldığım keyfi anlatamam. Bana
eşlik eden arkadaşım bana yetişebilmek için virajlarda arkasını savuruken
minibüsünü sınırlarında kullandığının farkındaydıYolun ilk birkaç kilometresi
oldukça dik ve bozuk. Daha sonra yedinci kilometredeki Erikli yaylasına
kadar hafif eğimli ve düzgün bir yola dönüşüyor ve bu böylece 750 metre
yükseklikteki Delmece yaylasına kadar sürüyor. Fikir vermesi açısından söyleyeyim,
yol boyunca 30 km/h süratin üstüne hiç çıkamadım. Ara sıra biraz konfor
uğruna ikinci vitese geçtiğimde sağolsun benim Domi düşük devirlere pek
itiraz etmedi ama neredeyse yolun tamamını birinci viteste çıktım. Km saatinde
sadece bir defa 60'ı gördüm. Böyle bir yol işte. Nihayet Delmece yaylasındayız.İşte
aylardır hasret kaldığım yayla havası, Ağustos ayının kavurucu sıcağında
püfür püfür esiyor, gölgede üşürsünüz desem sakın gülmeyin. Akşam üzeri
kendi kendime sordum; yanıma bir tane daha mı kazak alsaydım diye. Neyse,
ilk iş makarna yapmak, yanında salata, bira. Üstüne bir de çay. Geçen bir
haftanın yorgunluğunun üstüne bütün bunlar eklenince şöyle bir iki saatlik
bir uyku kaçınılmaz oldu. Girdim tulumun içine, oooh tertemiz hava, bir
güzel uyudum.
Hava karardı ya, akşam yemeği için hazırlık zamanı. Ateşi niye yaktık canım, akşam yemeğinde de makarna yiyecek halimiz yok ya! Yaylaya çıkılır, ateş yakılır da et olmaz mı? Yatma vakti. Yatmadan önce ateşin başında içkilerimizi yudumlarken ayın doğuşunu dakikası dakikasına seyrettiğimizi söylemiş miydim :)) Şimdi de sabah oldu. Niyetimiz erken kalkıp fotoğraf çekmekti. Malum sabahın ilk ışıkları fotoğraf için daha uygun. Etrafta fotoğraflayacak çok şey var ama amacım benim Domi'yi artist yapmak. Erken kalkanlar olmuş, sağolsunlar fotoğraf da çekmişler. Ben şahsen kendim 9:00'da kalkabildim. Kahvaltıda ne vardı biliyor musunuz, sigara böreği. Naime'nin ellerine sağlık. En çok ben yedim. Ne de olsa motorsiklet kullanıyoruz, enerji lazım. Oraya kadar gitmişken Narlık çayırına doğru şöyle küçük bir yürüyüş fena olmazdı. Biz de öyle yaptık. Ormanın içinden geçen patika ile bir saatte Narlık çayırındayız. Orada bugüne kadar içtiğim en lezzetli ve en soğuk sudan bir kez daha içtim.Abi sen oralara kadar gitmişin ama motora hiç binmemişin, motor akşama kadar yatmış öylece demeyin sakın. Dünya kadar yol var buralarda, hepsini de avucumun içi gibi biliyorum, bir gün hep birlikte yine gideriz, o zaman akşama kadar motorun üstünden inmeyiz. Tamam mı? Gelelim dünüş yolculuğuna, anlatacak birşey yok, gittiğimiz gibi döndük İstanbul'a. Yine aynı binalar, arabalar, insanlar.
Copyright Taner Eraslan Fotoğraflar M.Özdal Güngör
|
04.jpg |
01.jpg |
06.jpg |
03.jpg |
02.jpg |
05.JPG |