Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

           Merhaba, Biraz geç olsada İzmir Enduroclub olarak yaptığımız Şirince- Kuşadası gezimizi
arkadaşlaımızın yaptığı ölüm tehtidlerini de dikkate alarak nihayet yazabiliyorum.
      Rotamıza karar verildikten sonra
yaşanan hızlı mail ve sms trafiği sonucunda
Cumartesi günü saat 10:00 da buluşulup
Gaziemir Adnan Menderes Havaalanı yolu
üzerinden son yıllarda iyice tanınan eski bir
Rum köyü olan ve şaraplarıyla ünlü
Şirince'ye hareket ettik.

     Bazı arkadaşların eskiden bildikleri bizim de yeni öğrenerek, mola verilecek yerler listemize hemen eklediğimiz Zeytin adında güzel bir kır bahçesinde pişiler eşliğinde iyi birkahvaltı ile gün başladı. Küçük göletlerin , büyük çam ormanlarının süslediği manzaramız ve temiz hava bizi normale oranla biraz! daha fazla yememize neden oldu. Turizmin etkisiyle yozlaşmayıp para hırsının gözlerini bürümediği bu şirin yerde fiyatlar hala Anadolu köylerindeki boyutlardaydı. (Kişibaşı kahvaltı 1.250.000 TL). Bahar ve yaz aylarında hamakların kululup keyif yapıldığı çay kahvenin sevdiğiniz ağaç gölgesine kadar getirildiği Zeytin'e mutlaka tekrar uğramak üzere ayrılıyoruz. Motorsikletlerimizi ve bize eşlik eden neredeyse kocaayak büyüklüğündeki şık kamyonetimizle sevimli tali yollardan ilerliyoruz. Eski üyelerimizden ve yarışçı Ercan arkadaşımızın virajlarda Afrikasını limitlerinde yatırmasıyla yolculuk daha güzelleşiyor.
Şirince'ye vardığımızda
tarihsel dokunun
eskiye oranla biraz azaldığını
fakat yokolmadığını anlıyor
motorlarımızı park edip
küçük ama bol yokuşlu köye
nüfuz ediyoruz.

 

Eski rum kiliselerini dolaştıktan,
kuyulara dilek paraları attıktan
ve tabii fotoğraflandıktan sonra
çay molası veriyoruz.

Ev şaraplarıyla ünlü bu köyde
bizde ev yapımı diye!
sunulan şaraplarımız ve çaylarla,
koruma altındaki Şirince evlerini
seyredip muhabbet ediyoruz.
Ayrılmadan önce
gerçekten yöre meyvalarıyla yapılmış
şaraplar satan
"Mahzen"e uğrayıp
şaraplarını tadarak seçip,
beğendiklerimizden alıyoruz.
Ramazan ayında
ne kadar günaha girdiğimizi
tahmin etmeye çalışarak
1.5 saat kadar
Şirince durağımızdan sonra
havanın da cezbetmesiyle
dağlardan deniz kenarına
,Kuşadasına gitmeye karar veriliyor.

Zamanın
güzel anlarda daha hızlı ilerlediği
Einstain'ın
(umarım doğru yazmışımdır)
teorisini birkez daha onaylayarak,
Ada'da fazla kalmayıp
çarşaf gibi denizle içiçe
sahleplerimizi içtikten sonra
uzun fakat manzaralı
Seferihisar yolundan
İzmir'e doğru dönüş başlıyor.

İlk ve sonbahara özgü atmosferin yarattığı kıpkırmızı enfes günbatımı eşliğinde yolumuza devam ederken aniden gördüklerimiz karşısında kendimize geliyoruz.

Bizden 1-2 dakika önce yolalan
mandalin yüklü koca bir kamyonun
uzun frenaj sonrası
devrilip uçurumun kenarında durduğunu
ve henüz
içindeki insanları dışarı çıkarken görüp,
birazda sağlıklı olduklarını anlayınca
biraz rahatlıyoruz.

Hemen iki viraj arasında devrilen kamyonun
çevre güvenliğini almak için
koşarak virajlara uyarıcı işaretler koyuyoruz.
Bunlar boş plastık mandalin kasalarından
oluşturduğumuz işaretler.
Allahtan işe yarıyorlar.

Bir kısmımz şöför ve muavinlerin
sağlıklarını sürekli sorular sorarak
ve konuşarak anlamaya çalışıyor
ve biraz kendilerine geldikten sonra
gerekli telefonları ediyoruz.

Mandalin püresi haline gelen yol
gökyüzünün kızıllığıyla birleşiyor.
Birkaç kamyonunda yardım için durmasıyla
kumanyalarımızı da vererek
yarım saat sonra ordan ayrılıyoruz.
Fakat ölüm korkusunun yarattığı
o sapsarı yüzleri hemen unutmak mümkün değil.
Devrik olarak kayan kamyonun
30-40 m lik uçurumun
sadece 1 m önünde refuja takılması,
ölüm ile yaşam arasındaki mesafe kadar kısa.

Bu bilinci hiçbir zaman unutmamak,
kendi canınızın ve arkanızdaki insanın hayatının
daha uzun sürmesinin koşulu bence.

     Kararmaya başlayan havada disiplinli bir motor grubunun ışıklarını izlemenin verdiği zevkle İzmir' e dönüyoruz. Klasik olarak hemen evlere dağılmaktansa birşeyler atıştırmak ve günün yorumları için eşinden fırça yeme korkusuyla ben gelmiyim diyen arkadaşlarıda razı ederek son molamızı veriyor ve turumuzu bitiriyoruz.

     Sıkılmadığınızı umarak gezimizi sizinle de paylaşmak, diğer gezileri okumak kadar güzel oluyor bizim için. Bir gün hepbirlikte yapılacak festival gibi bir organizasyon ve turları ümit ederek tatilinizin ve bayramınızın tüm sevdiklerinizle sağlık ve bol mutlulukla geçmesini içten diliyorum.
Kazasız Mutlu Günler

Gezi Sayfasına Dönüş...

BU YAZMIŞ
BU ÇEKMİŞ BUDA
BİRLEŞ-TİRMİŞ
201
Serdar Uziş
1100 GS
002,5
Esra
Adaçoğlu
002
Cüneyt Karakahya Transalp